Estetik uygulamalar ve tarafların sorumlulukları neler?

Ünlü Avukat Sedef Çelik, estetik uygulamalar ve tarafların sorumluluklarını anlattı.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Estetik uygulamalar ve tarafların sorumlulukları neler?
Ünlü Avukat Sedef Çelik, estetik uygulamalar ve tarafların sorumluluklarını anlattı.
Magazin Mahallesi - Mehmet Şahincileroğlu

İşte Sedef Çelik’in açıklamaları:

"Günümüzde lüks olmaktan çıkıp bir ihtiyaç haline gelen estetik uygulamalar, birçok kişiyi mutlu ederken, birçok kişi için de yeni bir rahatsızlığı doğurabiliyor.

Bu yazımızın içeriği daha çok estetik uygulamalarda beklenti ve sonuç arasında yaşanan süreçte kişilerin fiilleri ve bu fiillerin hukuktaki yeri olacak. Ancak bu konunun hukuksal aşamalarını incelemek için öncelikle ‘estetik’ kelimesini bilimsel açıdan irdelemek gerekecektir. 

Bu yazıya başlarken Öncelikle cevap vermemiz gereken soru şu olmalı; estetik nedir?

Estetik, güzeli araştıran bilim dalıdır.

Estetik kavramını, bir bilim dalı olduğu gerçeği çerçevesinde değerlendirmek gerekirse; Konuya Rönesans devriminde daha çok ressamların hayat verdiği tablolarda karşımıza çıkan estetik kavramıyla başlayalım. Bu tablolar incelendiğinde güzelin resmedildiği tablolarda yer alan figürlerin günümüz estetik anlayışına göre çirkin ya da şişman olduğu düşünülüyor.

Yani sübjektif bir kavram olan güzeli arayan estetik bilim dalının evrensel olması, sübjektif bir kavramı elde etmeyi amaçlayan bir danışan ile objektif ölçüleri olan bir disiplin içerisinde, evrensel bir bakış açısına sahip doktor arasında yaşanan en büyük handikap, işte tam bu noktada beklentiden sonuca giden yolda ortaya çıkıyor.

Yukarıda sıkça değindiğimiz estetik uygulamalardaki beklenti ve sonuç arasındaki süreç, bu süreçte tarafların hak ve yükümlülüklerinin kapsamı, Eser Sözleşmesi çatısı altında belirleniyor.

İkinci sorumuz şu olacaktır; Eser Sözleşmesi nedir? 

Eser Sözleşmesi, Borçlar Kanunu nun 470. Maddesi ile hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre Eser Sözleşmesinin tanımı şu şekildedir;

Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Yine Borçlar Kanunu nun 471. Maddesi, hekimlere estetik uygulamalarda sadakat ve özen yükümlülüğünü yüklemektedir.

Ancak bu madde size hekimin beklentinize tam uyan görüntüde bir estetik ölçü yakalamak zorunda olduğunu düşündürmesin. Bu maddenin hüküm altına aldığı yükümlülük, hekimin estetik ameliyat sırasında özenle hareket etmesidir.

Örnek vermek gerekirse, hekim özensiz davranışı nedeni ile belirlenen sürede ameliyata başlamaz ve ameliyat tarihini geciktirdiği için Eser Sözleşmesinde kararlaştırılan sürede operasyonu bitiremeyeceği anlaşılırsa, danışan sözleşmeden bu sebeple tek taraflı olarak dönebilir.

Aynı zamanda ameliyat sırasında kullanılan malzemenin hasarlı veya bozuk olması durumunda da hekim sorumlu olup, danışan oluşan bu ayıbın giderilmesini isteyebilir. Bu örnekle birlikte şunu da açıklamak gerekecektir ; bu işlem sonunda direkt ya da dolaylı olarak Eser Sözleşmesinde kararlaştırılan sonuç, danışanın kusuru olmaksızın sözleşmeye aykırı olacak şekilde ayıplı olarak ortaya çıktıysa danışan, bu ayıbın talep edeceği sürede giderilmesini aksi takdirde bu ayıbın bir 3. Kişi tarafından giderileceği ve oluşan zararın Eser Sözleşmesindeki tarafa yükleneceği yönünde bir ihtarda bulunabilir.

Bu konuda yine şu açıklamaya yer vermek gerekecektir; Yukarıda yer verilen husus, danışanın yapılan işlem sonucunu beğenmemesi durumunda değil, yapılan işlemin Eser Sözleşmesine aykırı şekilde ayıplı yapılması durumunda ileri sürülebilecektir. Tabi ki, bu hakkın ileri sürülmesi noktasında dikkat edilmesi gereken diğer bir husus da; ayıbın, danışanın kusuru olmaksızın tamamen hekimden kaynaklanmış olması şartıdır.

Vücut, kişinin taşınmazıdır ve bu denli değerli bir taşınmaz üzerindeki özen yükümlülüğünün tamamını bir sözleşme ile karşı tarafa yüklemek mümkün ve doğru olmayacaktır. Bu nedenle danışanların öncelikle en değerli taşınmazlarına yapılacak her işlem ve sonrasında özen yükümlülüğü bir hekimden çok daha fazladır. Burada anlatmak istediğimiz; bir estetik uygulama yapılması hususunda karar alan bir danışan, öncelikle bu uygulamanın taşınmazı üzerinde kalıcı bir zarar doğurabileceği riskini gözetip bunun için hekim ve işlem konusunda doğru araştırma yapma,  hekimin tavsiyelerini dikkate alarak doğru ölçüde talepte bulunma ve tedavi sürecinde tavsiye edildiği şekilde hareket etme yükümlülüğü olduğunu unutmamalıdır. Zira işlem sonrasında ayıp, görüntüye göre değil Eser Sözleşmesinde yer alan maddelere göre belirlenecektir ve işlem sonrasında örtülü ya da açıkça Sözleşmeye aykırı gözüken bir ayıp yok ise artık hekimin sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. Ancak yine de sonradan ortaya çıkan bir ayıp olması durumunda danışan bu durumu derhal hekime bildirmelidir. Aksi takdirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılır.

Tabi ki her işlemde olduğu gibi, estetik işlemlerinde de bedel ödeme borcu danışana aittir. Eser Sözleşmelerinde bedel ödeme borcu eserin meydana gelmesi anında doğacaktır. Bu noktada danışanlara ve hekimlere bu hususa dikkat etmelerini öneririm. Zira emek ve yeteneğin büyük rol oynadığı bu işlemlerde bedelin belirlenmesi oldukça zordur. Ancak Borçlar Kanunu na göre Eser Sözleşmesinde belirlenen işlem için net bir rakam kararlaştırılmış ise Hekim, ancak sözleşmede yer almayan ve sonradan vuku bulan durumlar için ek ücret isteyebilecek ancak belirlenen işlem için kararlaştırılan ücrete ek bir ücret talep edemeyecektir. Bu durumda dahi ücretin sonradan oluşan bir durum neticesinde Sözleşmede kararlaştırılan bedeli aşacağı anlaşılırsa danışan sözleşmeden tek taraflı dönebilecektir. Tabi ki bu durumda, işlemin aşaması önem kazanıyor. Eğer Sözleşmede belirlenen işleme başlanmış, bir aşamaya gelinmiş ise danışan sözleşmeden, tamamlanan işlemin bedelini ödemek koşulu ile dönebilir.

Ancak Eser sözleşmesinde belirlenen işlem için yaklaşık olarak bir bedel belirlenmiş ise net bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin maliyeti ile değerine ve hekimin giderine bakılarak belirlenecektir.

Bu noktada göz ardı edilmemesi gereken bir husus da şudur ki; yapılan işlem keyfi amaçlı bir estetik işlem ise ve güzelleşmek amaçlanıyor ise taraflar arasındaki ilişki bir Eser Sözleşmesine konu edilebilir. Eğer yapılan işlem tıbbi bir gereklilik ise taraflar arasındaki ilişkinin kapsamlı tanımı vekalet ilişkisidir.

Bu nedenle danışan ve hekim arasında hukuki bir ilişki kurulmadan önce işlemin amacı doğru şekilde belirlenmelidir. Hukuki ilişki kapsamı konusunda ise danışanın vücudunun en değerli taşınmazı olduğunu, sübjektif olarak değerlendirdiği güzellik ölçüsünün işlem sonrasında kendisi ya da başka kişilerce beğenilmemesinin Hekimin kusuru olmadığını bilmesi gereklidir.

Bir Hekimin ise; konuya objektif ölçüsü olan bir disiplin içerisinde bakması gerektiğini ve evrensel olan bilime hizmet ettiğini hatırlayarak kar amacı gütmeden danışanı doğru bilgilendirmesi hatta doğru bulmuyorsa işlem yapmayı reddetmesi gerektiğini dikkate alarak hareket etmesi gerekmektedir. Fiziksel anlamda Karakteristik yapımızı operasyon gerektiren estetik uygulamalar ile yeniden şekillendirmek eskiye oranla daha normal karşılanıyor ancak bir yerlerde bu uygulamaların doğru olmadığını savunan bir kitlenin olduğu gerçeği de aşikar."

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN