Savcı Selim’in müthiş tiradı


Kırmızı Oda ve Ramo ile aynı gün olmasına rağmen çok keyif alarak izlediğim bir dizi de Son Yaz!

Siz de seviyor musunuz?

Aslında yine çok klasik bir hikaye. Ama zaten çok ters köşe hikayeler çıkmayacak bu coğrafyalarda... Bizim hikayelerimiz sonuçta. Birebir yaşanan hikayeler.

Funda Eryiğit’i her zaman izlemeyi çok sevmişimdir. Hayranıyım desem o kadar yani ve Avukat Canan olarak da izlemeyi çok sevdim. İlk başta kızı ile neredeyse aynı yaşlarda duruyor olması sebebiyle cast olmamış gibi düşünsem de; alıştım bu duruma.

Ali Atay zaten gerçekten çok sevdiğim bir oyuncudur. Genelde sinema filmleri çekiyordu. Diziye 'Evet' demesi bende merak uyandırmıştı. Ayla ve Türk İşi Dondurma filmlerinin galasına katılmıştım... Performansı, doğal oyunculuğu, haksızlıklar karşısında oyunculuğuna kişiliğini de ekleyerek olağanüstü bir performans yaratan muhteşem bir oyuncu...

Yağmur bu dizi de daha da farkettiğim bir oyuncu oldu. Yüzünde duygularının değişimini ve her duygunun yüzündeki yansımasını çok sevdim...

Akgün zaten bizim çocuk:) evimizin haylaz oğlu:) Onu tanımayan ve sevmeyen yoktur galiba:)

Veee tabi artık hayatımıza giren “çirkin kral” bir oyuncumuz daha var:) Mafya babasının oğlu Soner Sancaktar... Çok başarılı. Çok sevdim. Araştırdım kimmiş neymiş. Ve Haliç Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunuymuş. Halil Babür. Siz nasıl buldunuz Soner karakterini?

Ancakkk beni bu yazıyı yazmaya iten asıl konumuza gelelim. Restoran çıkışında Savcı Selim ile Canan’a iki serseri gencin bıçak çektiği sahne... Ve savcı Selim’in müthiş tiradı:
Adeta haykırarak!

“Siz bu hale nasıl geliyosunuz oğlum, eşkiyalığa mı özeniyorsunuz? Adam bıçaklamak o kadar kolay bi şey mi? sen hiç bıçaklandın mı? Adam öldürmek nasıl biliyo musun? bi insan nasıl ölür lan? Düzgün bi adam olmak bu kadar zor bir şey mi? Bu nefretin kaynağı nedir? Siz nerede büyüdünüz oğlum? Bi bakıp kendinize ben ne yapıyorum lan dediniz mi? Kimsiniz lan siz? Siz kimsiniz? Sizin hayatınızda hiç mi seveniniz yok? Kimse sizi sevmiyor mu lan? Sizi bu hale ne getiriyor ne lan?
Bunların hepsi aynı...ayrı sıfatlar ama hepsi aynılar”
dedi...

Ve inanılmazdı.

Bu repliğini sanki bütün yol kesen, insanları korkutan, sokaklarda korkarak yürümemize sebep olan bütün serserilere söylemiş gibiydi... Şayet içlerinde “insan olmak” adına kırıntı bir şey dahi kalmışsa; o noktaya seslenmiş ve kendilerini sorgulatmak istemiş gibiydi! ve ne de güzel yapmıştı!

Ya işte böyle...

Bu arada ben yorumlarınızı bekliyorum hala:)

betigulce@gmail.com

betigulce@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!