45'lik Film Akademi'nde hayalleri gerçeğe dönüştü

45'lik Film Akademi öğrencileri, Yeni Çağrı Gazetesi'nden Gizem Yıldız'a konuştular. Akademi öğrencileri, '45'lik Akademi, sanatımızın ve umutlarımızın sahneye, hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü adres oldu' dediler.

PAYLAŞ

Biliyorsunuz, en büyük çınar önce bir tohumdu, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi ve insanın en büyük başarısı önce bir hayaldi. Bugün sizlerle ne çok ünlü bir oyuncu ne yapımcı ne de bir yönetmen röportajı paylaşmayacağım. Belki 5 yıl, belki 3 yıl, belki de birkaç ay sonra yetenekleriyle söz ettirecek, geleceğin başarılı oyuncularının hikayelerini okuyacaksınız.

Doğduğumuz günden beri yaptığımız en güzel şey, bizi biz yapan en kıymetli şey hayallerimizdir. 45’lik Film Akademi’nin Kudret Sabancı Workshop’unun içinde buluşmuş, çınar olmayı bekleyen taze tohumlar. Bugün, sektöre girebilmek için gününün yarısını setlerde, yarısını okuyarak geçiren gençlere, hayali olup da erteleyen bir sürü insana bir söz söylemek için geldik…

BARIŞ TANK:

Barış merhaba bize kendinizden bahseder misin?

Merhaba, ben Barış Tank 1997 Sakarya doğumluyum. Aslan Burcuyum. İlkokul ve lise hayatımı Sakarya’da geçirdim. Doğuş Üniversitesi Psikoloji Öğrencisiyim. İlk Profesyonel Oyunculuk Kariyerime Tiyatro ve Doğaçlama eğitimiyle Sakarya Afa Kültür Merkezinde Başladım. Kamera Karşısında olmayı seviyorum. Kendimi Oyunculuk sektöründe alaylı olarak geliştirdim. İlk tecrübem TRT Filinta dizisiyle yardımcı oyuncu olarak başladı. İlk olarak yardımcı oyunculuğa yönelmemdeki amaç, sete kolay girebilmekti.

Oyuncu sette ne yapması gerekir, ne yapmaması gerekir yakın çekimde, geniş çekimde veya hocanın detay çekimi yapacak dediğinde ne yapılması gerektiğini öğrendim. Oyuncu olmak isteyen arkadaşlarıma ve büyüklerime de tavsiyemdir; görsünler, izlesinler zamanı gelince tecrübelerine tecrübe katacaklardır şüphesiz. Daha sonradan çeşitli projelerde yer aldım. Sektörde Değerli Hocamız Kudret Sabancı’dan. 45’lik Akademi ve Melek Öztürk Hocamız sayesinde en son yer aldığım Kanal D Babam ve Ailesi dizisine Ana Cast Ozan karekteri olarak girdim. 2 Dönem Kudret Sabancı Kamera Önü oyunculuk eğitimini aldım. Eğitimlerime durmaksızın devam ediyorum. Oyunculuk Kariyerimi Selçuk Kaya menajerliğinde devam ettiriyorum. “Kendinizi tanımanız, içinizdeki oyuncuyu bulmanız ve kamera önüne taşıyabilmeniz yolunda emin adımlar atmanız 45’lik Akademi’de değerli hocaların desteğiyle mümkün olacak.”

Neden oyuncu olmak istiyorsun Barış?

Her ilkokul öğrencisinin bir sahne performans gösterisi mümkün olmuştur. Ben ilk sahne gösterimimi halen dün gibi hatırlıyorum. İnsanlara performans sergilemek onları mutlu etmek, duygulandırmak ve heyecanlandırmak yani bir oyunculuk sergilemek benim çok hoşuma gitti. Neden diye sorarsanız; İnsanlar o an iş yoğunluğundan çıkmış olabilir, yolda yürürken üstüne su sıçramış keyfi yerinde olmayabilir veya gergin olabilir. Bu içselleştirilmiş iyi ve kötü duyguları bir kenara atıp insanları farklı bir dünyanın penceresinden baktırıyor olabilmek için oyuncu olmak istiyorum.

ZEYNEP TUANA ALBAŞ

Ekonometri okuyorsun, ama oyuncu olmak istiyorsun, neden?

- Çocukluğumdan beri çok hevesliydim, bu konuda yetenekli olduğumu düşündüm. Evet, bölümümü çok isteyerek seçtim, ama iyi ve başarılı bir oyuncu olmak benim bu hayattaki Nirvanam olacaktır. Ekonometri okusam da aklımın bir köşesinde hep oyunculuk hayali vardı. Bu kadar iyi hocalarla tanışınca elime hayallerimi gerçekleştirmek için bir fırsat geçti. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyorum. Bunun için buradayım. Artık hayallerim ağır ağır gerçekleşmeye başlıyor. Birkaç projede yer almak beni hayallerime bir adım daha yaklaştırdı. Artık hayallerimin çok uzak olmadığını biliyorum. Oyunculuk için bir tecrüben oldu mu? -Tövbeler Olsun, Yasak Elma, Masumlar Apartmanı ve Sol Yanım adlı dizilere yardımcı oyuncu olarak katıldım.

“45’lik Akademi’de evinizdeymiş gibi samimi bir ortamda, belki de yıllar sürecek deneyimlerle kazanabileceğiniz tecrübeyi, değerli hocalardan kısa sürede elde edebilirsiniz.”

Orada olduğunda ilk ne hissettin?

-Kendimi ilk defa bir yere bu kadar ait hissettim. Daha önce 9 yıl basketbol oynadım. Çeşitli spor dallarında ve aktivitelerde rol aldım. Şuan farklı bir bölüm okuyorum. Ama daha önce kendimi hiçbir yere bu kadar ait hissetmemiştim. Bunun devam etmesi için her gün kendimi geliştirmeye gayret ediyorum.

Bunun için kendini nasıl geliştiriyorsun?

-Kudret Sabancı ve Melek Öztürk imzası taşıyan workshop eğitimi alıyorum. Şu an üçüncü workshopumdayım. Çok sevdiğim Yeşim Hocam’dan (Gül) bir diksiyon eğitimi alıyorum. Bunun dışında eve gittiğimde bana verilen senaryolara çalışıyorum. Günümün bir saatini mutlaka diksiyona ayırıyorum. Oyunculuğu daha iyi kavrayabileceğim kitap ve filmlere yöneliyorum. Her gün hayalini kurduğum bu alanda kendime yeni şeyler katmaya çalışıyorum. Son üç aydır her gün senaryo okuyorum. Senaryoyu çözümleyip karakter analizi yapıyorum. Bu da oyunculuk anlamında kendimi geliştirmeme oldukça faydalı oluyor.

“45’lik Akademi sadece kamera önüne hazırlayan bir eğitim vermekle yetinmeyen, kamera arkasında nasıl davranılması gerektiği, set adabı gibi diğer ince ayrıntılara da yer veren bir eğitim merkezi.”

İyi bir oyuncu olmak için kendine koyduğun bir ilke var mı?

-Öncelikle hiçbir zaman kendime iyi bir oyuncuyum demeyeceğim; çünkü bu beni her gün kendimi bir önceki günden daha fazla geliştirme hedefimden uzaklaştırır. Ben sadece gayret ediyor ve azimle çalışıyorum, ama bence olabileceğinin en iyisi olmak, kendinin farkında olmakla başlar. Kendimi gözlemliyorum. Olaylara verdiğim tepkileri, hisleri, mimikleri gözlemliyorum. Oyunculuğa yöneldiğimden beri kendimi önceye kıyasla çok daha fazla tanıyorum. Ayrıca sadece kendimi değil, bir daha görmeyeceğim insanları bile gözlemlemeye başladım. Bazen sadece oturuyor ve insanlar olaylara nasıl tepki veriyorlar diye bakıyorum. Bunu yapmaya başladığımdan beri oyunlarda karakterlere daha iyi bürünüp daha başaralı olmaya başladığımı fark ettim.

Oynamak istediğin bir karakter var mı?

-Tabi ki herkes gibi benimde oynamak istediğim bir karakter var. Aslında çokta olağanüstü değil. Maddi durumu yetersiz, iyi, bilgili ama hayata çokta inancı kalmayan bir genç kızı oynamak istiyorum. Tek düze karakterlerin daha zor oynandığını düşünüyorum. Çünkü birisi kötüyse, sinirliyse, çok inançlı ya da çok inançsızsa bunlar daha kolay oynanabilir. Dorukta yaşanılan duyguyu vermek bana daha kolay geliyor. Ama normal ve sıradan birini oynamanın daha güç olduğu düşüncesindeyim.

MESUT BALKAN

Merhaba Mesut, oyunculuğun seni cezbeden tarafı nedir?

Bazen dünyayı kurtaran süper kahraman bazen ise romantik bir sevgili sonuçta... Dışarıdan bakıldığında hayranlıkla izlenmek benim için bu işin en cezbeden tarafıdır. Şu an tam da olmak istediğim yerdeyim. Hayranlıkla izlenmek için ve iyi bir oyuncu olabilmek için işin mutfağında alfabeyle başlanılan yerdeyim.

“45’lik Akademi eksiklerinizi bulduğunuz, tamamlandığınız, nice dostlar edindiğiniz aile ortamıdır.”

Profesyonel olarak oyunculuk yaptın mı?

Yasak Elma ve Kuruluş Osman dizilerinde yardımcı oyuncu olarak bir deneyimim oldu. O an ki sahne tozuyla beraber bambaşka bir dünyaya girdim. Oyunculuk tutkum daha da güçlendi. Londra’dan İstanbul’a gelmişsin.

Türkiye’de oyunculuk yapabilmek için mi?

Ben Londra’dayken maalesef dünya’yı etkisi altına alan Pandemi kabusuyla karşılaştım. Durumların nasıl olacağını bilmediğim için kendi ülkeme, Türkiye’ye gelmek istedim. Geri dönmek için tarih kollarken, Kudret Sabancı’nın Workshop’unu gördüm. Bu benim için kaçırılmayacak bir fırsattı. Zira Kudret Sabancı, Türk Sinema ve Dizi tarihinde bir efsanedir. Ve sadece Kudret Hoca ile tanışmak bile benim için büyük bir onurdur. Sonrasında hemen kayıt yaptırıp, bu muhteşem ortama ve deneyime başlamak için gün saydım. Eğitimin başlaması ile birlikte Değerli hocalarımız, bizi nakış gibi işlemeye başladılar. Özellikle Melek Hocamız sadece kurs saatlerinde değil, kurs sonrasında dahi hem telefon hem de yüz yüze ekstra bilgilendirmesi ve ek dersleri ile gelişimimize hakkı ödenemeyecek bir katkı sağlayarak bizi sektöre kazandırdı ve efsane Kudret Hocamız bize, oyunculuğu en püf ve bilinmedik yönlerini anlatarak, bizi hayallerimize ulaştıracak kapıyı aralamamızı sağladı. Buradan Değerli hocalarımız, Kudret Sabancı ve Melek Öztürk’e şükranlarımı iletmek istiyorum.

“45’lik Akademi bir arada geleceğe parlak bir ışık.”

İstanbul’da bir kariyer mi düşünüyorsun?

Aslında benim bir uzmanlık alanım mevcut. Ben Ulaştırma Bakanlığının tehlikeli madde güvenlik danışmanı ve Iata ‘nın Uluslarası tehlikeli madde eğitmeniyim. İstanbul’da da 5 yıldır sahibi olduğum danışmanlık şirketim mevcut. İstanbul’daki kariyerimi, oyunculuk ile zirveye çıkarmak istiyorum demek daha doğru olur.

Siz aynı zamanda Akademisyenmişsiniz de? Bundan bahşeder misiniz?

Tabi ki, tehlikeli madde konusunda uzman olduğum için şirketimin yanı sıra, İstanbul Aydın Üniversitesi-Sivil havacılık Bölüm de Tehlikeli madde dersleri vererek, genç arkadaşlara bilgi ve tecrübelerimi aktarmaya çalışıyorum. Onların gerçekten dolu dolu olmaları ülkelerine ve kendilerine katkı sağlamaları için çok önemli…

Eğitiminizden Bahseder misiniz?

Budapeşt Collage And Communation Üniversitesi'nde -İşletme yönetimi bölümünü ve son olarak 2020 Şubat ayında İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Master’ımı tamamladım. Kısmetse kısa bir süre sonra da Londra’da Doktoraya başlamak istiyorum.

“45’lik Akademi’de sadece sanatın icrası değil, sinerjinin gerçek anlamını bulduk.”

Oyunculuk mu? İş insanı mı? Diye sorsak hangi taraf ağır basar?

Şu an yeni başladığım Ve hayalini kurduğum işle yeniden doğmuş gibiyim. Sürekli kendimi geliştirerek iyi bir oyuncu olmak için elimden geleni yapıyorum. Türkiye de iyi işler yaparak başarılı olmak istiyorum. Sonrasında neden Dünya ‘ya açılmayalım ki?

Zaman zaman Sosyal sorumluluk Projelerinde de yer alıyor muşsunuz?

Evet, özellikle hayvan dostlarımız benim için çok önemli; özellikle Pandemi ile sokakta aç kalan dostlarımıza dikkat çekmek adına… Paylaşımlarımız ve hayvan dostlarımızı besleme aktivitelerimiz oldu. Vatandaşlarımızın bu dönemde, aç kalan dostlarımız için kapı önlerine yemek ve su bırakma çağrımız ses getirdi. Gazete ve haberlerde bu konuyu ekrana gelmesi ile birlikte İçişleri Bakanlığı 5 Nisan da Sokak hayvanları için bir genelge yayınlayarak valiliklere yazı gönderdi ve sokak hayvanlarının beslenmesi konusunda talimat verdi. Bu bizim için çok gurur ve mutluluk verici bir sosyal sorumluluk projesi olmuştu. Buradan bir kez de sizler vasıtası ile hayvan dostlarımızı unutmama çağrısı yapmak istiyorum. Sadece bir kap yemek bir kap su. Size gözleri ile teşekkür edeceklerdir...

SELİN SELVİ

Merhaba Selin, biraz kendinden bahseder misin?

- Konservatuvar eğitimim süresince, Varlam Nikoladze hocamız Stanislavski methodu ile yoğurdu ruhlarımızı. O dönem Shakespeare’den Çehov’a birçok eser çalıştık. Sonrasında, Ayla Algan’la iletişim kurdum, 6 ay Ayla Hoca’dan eğitim aldım. Daha sonra, Kudret Sabancı kamera önü oyunculuk atölyesinde, 3 ay pratik yapma fırsatı yakaladım.

Konservatuvar mezunu olmana rağmen, seni eğitimden eğitime koşturan nedir?

- Konservatuvar Sahne Sanatları, benim ikinci fakültem. İlk fakültemde okurken, montaj yapmaktan tutun; sette sanat ekibiyle dekor tasarımına, her yerindeydim kameranın. İşin mutfağından yetişen, özellikle de montaj, devamlılık ne demek bilen, timecode bile tutmuş bir oyuncu olmak, şimdilerde oynarken bana inanılmaz kolaylıklar sağlıyor.

“45’lik Akademi’nin oyunculuğa gönül veren, bir arada aydınlık bir yolda el ele yürüyen yoldaşları.”

Oyunculuk icra ettiğin zaman, kamera önündeyken, sahnedeyken neler hissediyorsun?

- Benim için bir karaktere can vermek adeta bağımlılık ve sahne en mutlu olduğum yer. Sahnede yaşadığım her “an” birbirinden özel. Oynadığım zaman benliğimden sıyrılıyorum, spiritüel birer serüven her bir yeni karakter; ben değilim oradaki artık, hücrelerim, tüm ruhum yeniden canlanıyor; yeni bir kan giriyor damarlarıma, tepeden tırnağa kadar iniyor ve o karakterin etine bürünüyorum. Onun gibi nefes alıp vermeye başlıyorum, anlatılmaz yaşanır.

Oyuncu olmak fikri ne zamandır var aklında?

- Sahne ışıklarıyla ilk 10 yaşında, point pabuçların üzerinde, bir bale temsilinde, başrolü oynarken tanıştım. Mekan, mistik Ankara Opera Binası ... Dün gibi hatırlıyorum: bir an sahnede karanlık seyirci çukuru içinde, ailemi görmek istediğimde fark etmiştim, o an tüm ışıklar ve dikkatler benim üzerimdeydi. Gözlerimi kamaştıran o parlak ışıkların tam ortasında zaman durmuştu sanki, öyle net bir an ki şu an bile ... İşte o an, orada, hayatımın amacının ve misyonunun sahne sanatları içinde yoğrulmak olduğunu anladım.

Neden tiyatro yerine opera bölümünde okudun?

- Literatürde operanın tanımı, müzikli tiyatrodur aslında. Kaldı ki oyunculuk; at binmeden tutun, şarkı söylemeye, tango yapmaya, farklı dilleri bilmek ya da imite edebilmeye, sonsuz renkte bir skala. Asla “oldum” diyemeyeceğiniz, tam bir yay ve balık karışımı sanat delisi için biçilmiş kaftan. Her yeni senaryo veya oyunda; sıfırdan başka bir karakterin inşası, o farklı insanın huyları, ilgi alanları, onun kanını damarlarında hissedip yeni karakter yaratmak... Saymakla bitmez bir okyanus. Asla oyunculuktan daha büyülü ve muhteşem bir meslek düşünmem mümkün olmadı. Hayatımdaki her minik detay onun için... Bir kere insanın kanına girince çıkmayan bir bağımlılık çünkü. Uçsuz bucaksız bir yolculuk ... Ses ise, oyunculuk için çok değerli bir enstrüman. Evet. Repliğe ruhu katınca, kan da o yöne akmaya başlıyor damardan, hepsi ilmik ilmik bağlı birbirine.

“45’lik Akademi çatısı altında sadece sanatın icrası yok, bir arada yol almanın verdiği hazla, çok daha aydınlık bir yol var önümüzde.”

Peki, ses eğitimi almaya, opera okumaya nasıl karar verdin?

- Aslında teknik olarak, sesimin eğitimli tınlaması obsesyonu Fransız Anaokuluna gittiğim dönemlerden beri vardı bende. Hep şarkı söyletirlerdi öğretmenlerim. Hep bana okuturlardı metinleri sınıfta. Çok severim ses çıkarmayı ben. Nefesle sesin bir olup, insanı ifadeye dönüşmesi çok etkiler oldum olası. Sürekli dans eder, şarkı söylerdim çocukken de. Beatles ve Pink Floyd plaklarının döndüğü bir evde büyüdüm. Annem ve babam, tutarlar kardeşimle beni elimizden, her hafta konser ve temsillere götürürlerdi, sağ olsunlar. Sanatın kokusunu en derinlerime çektim Ankara yıllarımda, şükürler olsun.

Evde annem resim yaparken, Rachmaninoff, Chopin ve Liszt dinler en çok. Diğer yandan zaten 6-18 yaş arası yine evde aldığım piyano dersleri, ilk bestemi 10 yaşımda yapışım vesaire derken, haliyle müzik eğitimi almak her zaman çok istiyordum. Bana kalsa şimdi girer psikoloji de okurum. İngilizcem çok iyi ama, İngiliz Dili de okurdum vakit kalsa. Öğrenmek, her bir yeni bilgiyle yeniden dönüşmek, en iyi versiyonumuza ulaşmaya çalışmak için var olduğumuza inanıyorum. İçimdeki kadim öğretiler ve atalarımdan gelen cevherlerin genetiğini keşfetmek serüvenin parçaları. Hayatın her saniyesi güzelliklerle dolu.

“Aydınlık bir gelecek, yeni umutlar ve parlak fikirleriyle dolup taşan, sıcak ortamıyla yüreğimizi okşayan, bir akademiden çok daha fazlası…”

Bu kadar donanımlı olup, şimdiye dek doğru bir projeyle karşılaşmamanı neye bağlıyorsun?

- Her sektörde olduğu gibi bu iş de, doğru zamanda doğru yerde bulunma meselesi. Bir yerde, vadesinin dolması da gerekiyor. Bir de, fırsatları iyi değerlendirmek gerek tabii ki. Örnekse, 20’li yaşlarda kaçırdığım fırsata benzerinin peşindeyim hala. Cinnet filminde başrolün annesini canlandırma sürecim, Türk-İşi Dondurma filminde (montajda atılmasaydı önemli bir roldü aslında) Avustralyalı bir hemşireyi oynamam, öncesinde Kalp Atışı ve Kanıt’ta konuk oyunculuk sonrası, şu an Kudret Sabancı ve Melek Öztürk ile, 45’lik Film Akademi ve Menajerlik çatısı altında, hayatımda ilk defa en doğru yerde hissediyorum kendimi. Sonunda benim de zamanım geldi, hissetmekten öte bilmek bu. Paranormal bir güce gerek yok... Artık, her anlamda her rolün üstesinden gelmeye tamamıyla hazırım.

Oynamak istediğin bir karakter, hayalini kurduğun bir rol var mı?

- Charlize Theron’un Monster filmindeki gibi, beni hem psikolojik hem fizyolojik olarak zorlayacak, özümden çok daha farklı bir karaktere hayat vermek çok isterim. Hayalim, kilo almamı ya da vermemi gerektirebilecek, gerekirse saçlarımı kazıtacağım, uzun bir süreç uğraşıp, dönüşmemi gerektiren bir rol. Böylelikle, bu tip süreçlerden geçerek doğurduğum karakter, beni “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü almak yolundaki amacıma daha hızlı yaklaştırabilecek bir yapımın ürünü olacaktır.

Kaynak: Yeni Çağrı Gazetesi

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN