İlişkide sen kimsin?


Karı koca tatile çıkmıştır. Otellerine gelirler ve resepsiyona doğru odanın anahtarını almak için yaklaşırlar.

Resepsiyondaki görevli evlilik cüzdanlarını ister. Adam ceplerine bakar sonra kadına " bende değil, çantana bakar mısın? " der. Kadın bunun üzerine başlar söylenmeye adamın ne unutkanlığı kalır ne salaklığı. Bu arada artık bu hayattan bıktığını da ilave etmeyi unutmaz. Adam da ondan geri kalmaz kadına bağırıp çağırmaya başlar. Derken resepsiyonist gülümseyerek "tamam tamam ikna oldum siz gerçekten karı kocasınız"  buyurun anahtarları der.

Sevgi ve aşk dolu bir beraberliği gerçekleştirmek için işte bu tip karşıt deneyimlerin süzgecinden geçmek çok önemlidir. İlişkilerde oluşan iletişim kazalarının genellikle hepsine; beklenti, suçlama ve yönlendirme üçlüsü sebep olmaktadır.

Sonuçların sorumluluğunu üstlenmek, çoğunlukla hepimize ağır gelir. İşte bu yüzden başkalarını suçlama ihtiyacımız gelişir. Kişilerin değişmelerini, istediklerimizi yaptırmayı, beğenmediklerimizi de yapmamalarını isteriz. Enteresan olan şudur ki; karşımızdaki kişiler de benzer şeyleri bizden beklerler. Aslında ilişkiler, bizi bize tanıtan birer aynadır. Bizimle ilgilenilmesini mi bekliyoruz? Önce biz ilgilenmeliyiz. Kendimize nazik davranılmasını mı istiyoruz? Önce biz davranmalıyız. Övülmek mi istiyoruz? Peki, biz onları övüyor muyuz? Korunmak ve desteklenmek mi istiyoruz? Peki ya biz? Biz destekliyor muyuz onları? 

Hep almayı bekliyor ama hiç vermiyoruz.

Tüm samimiyetimle söylüyorum ki; herkes ama herkes bunu yapıyor!

Mutluluk için en iyi yol; önce neler yapabileceğimize bakmaktır.

İnsanın kendi keşif serüveni içinde doğru işi ve eşi bulması çok önemlidir. Aslında karşı cinsle olan ilişkileri bir tür meydan okumadır. 

Egosal bilinç kontrolünde kalan kişiler eş tercihlerini genellikle hayatlarında önemli bir rol oynayan karakterlerin benzerlerinden yana kullanırlar, hatta neredeyse aynısını seçerler. Bir yandan o kişiye bağlı olmak isterler diğer yandan da kendilerini keşfetmek, özgür ve güçlü olmaktan vazgeçemezler. "Ne seninle ne sensiz" anlayacağınız.
Bir çok kişinin ilişkileri öyledir ve genellikle iki karşıt birbirlerini çekerler. 

Uyumlu bir ilişki kurmak için kişinin mutlaka olumsuz çekirdek inançlarını değiştirmesi gerekir. Aslında bir çeşit öz benliği ile uyum içine girmesi anlamına da gelir. 

Ne istediğini bilmek ve gerçekten istemek çok önemlidir. Yalnızca şikayet eden birine "Peki, nasıl birini istiyorsun?" diye sorsanız, bir kaç sıradan şey söyledikten sonra susup kalacaktır. Çünkü bu konuda yeterince düşünmemiştir.

İnsanlar hayatlarını projelendirilebileceklerine inanmazlar. Daha çok şansa inanırlar ya da kendilerini kaderin eline teslim ederler. O halde önce bilinçaltımızda yer alan sevgi ile ilgili ilk kararın ne olduğuna bakmalı, eğer bu karar istediğimiz biçimde ilişki kurmamıza ve mutlu olmamıza yaramıyorsa değiştirmeliyiz.

Bir liste hazırlayın.

Bir sipariş listesi olsun bu.

"O kişi, nasıl biri olmalı?"

En az 20 maddeden oluşan ve bunların önem sırası olan bir listeden bahsediyorum.

Bu çalışmayı yaparken acele etmeyin lütfen. Çünkü bir proje yapıyorsunuz ve bir projenin tüm evrelerinde olduğu gibi titiz bir çalışma sürdürmelisiniz.

Kendiniz ve hayal ettiğiniz partnerinizle ilgili birkaç soru örnekleri sunmak istiyorum size;

"Nasıl bir ilişki istersiniz?"

"İdeal eşinizle tanışsaydınız o size aşık olur muydu?"

"İdeal eş olmak için ne yapmak neye sahip olmak istersiniz?"

"Eşinizle birlikte ne gibi maceralar yaşamak nasıl tatillere gitmek ve faaliyetlerde bulunmak istersiniz?"

"Birlikte yaşayacağınız evi nasıl hayal edersiniz?"

"İdeal eş size göre nasıl olmalı?"

"Size nasıl meydan okumalı?"

Tüm bu soruları sizler de kendinize göre geliştirebilirsiniz.

Gerçek eşinizi bulmadan önce kendinizle flört edin. Eşinize yaptığınız gibi kendinize hediyeler alın, kendinizle ilgilenin, kendinize ne kadar değerli ve önemli olduğunuzu gösterin. Ancak o zaman sizi değerli kılacak bir eşi çemberinize dahil edebilirsiniz. 

Karşınızdaki bireyin de sizin gibi aynı beklentiler içinde olma ihtimalini düşünürsek; mutluluk vermeden mutluluğun gelmediği gibi, huzur vermeden huzur edinmek de mümkün değil.

Kendinize iyi davranın.

Kendinizle olan kavganızı bitirin.

Hayattan zevk alın, enerjinizi yükseltin. Sonra oturun ve kendi kendinize bir aşk mektubu yazın.

Kendinizi neden beğendiğinizi anlatın kendinize.

Önce fiziksel görünüşünüzden, yüzünüzden başlayın.

Gözlerinizi mi seviyorsunuz, onu yazın.
Ve söyleyin onlara neden onu sevdiğinizi. Sonra kendiniz için düşündüklerinizi gözünüzün önünden film şeridi gibi geçirin. Kendiniz için hoş sürprizler yapın.

Tüm bunları sakın ertelemeyin, hemen yapın. 

Etrafınızdaki herkes kendinize duyduğunuz aşkın parıltısını gözlerinizde görmeli ve size şöyle sormalı "hayrola hayatında birisi mi var?" Siz de "evet kendimle aşk yaşıyorum" diyebilirsiniz.

Evet, önce kendiniz.

Çünkü sevgi, kendinden başlar.

Sağlıcakla kalın...

magazinmahallesi@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Şub

Doğru soruyu sor!

14Şub

İlişkide sen kimsin?