Toksik oran - Damla Zararsız

Toksik oran


Farkında mısınız? Herkes, her şeyi biliyor artık. Her şeyi... Böyle mi olması gerekiyor? Ben mi bazı şeylere yetişemiyorum?

Mesela, tam olarak ne kadar bilgi beni normale yetiştirir?

Kaç kitap okusam, kaç okul bitirsem her konuda ahkam kesebilirim?

"Azı karar, çoğu zarar..." diyen rahmetli atalarımın hakkı yeniyor ey insanlar!

Biz ne ara bu kadar geliştik?

Hasta mısın? Hemen bilmem ne çayı iç.

Yorgun mu hissediyorsun? Ne bileyim ben vitamini al.

Üzgün müsün? Kesin senin, aman her neyse psikolojik sorunların var.

Seyahate mi gidiyorsun? Kesin gitmelisin, restoranında bir garip adı var yemeği ye.

Birini mi eleştiriyorsun? Bence senin tam olarak duygusal değişimlere bağlı eminim şudur sıkıntıların var.

Kendine yeni bir şey mi aldın? Adı her neyse, mağazası yarı fiyatına satıyor.

Uzmanlık alanına dair bir şey mi söylüyorsun? Yok, ben YouTube bilgileriyle senden çok biliyorum. Uzmanlar diyor ki... Kim bu uzmanlar? Tam olarak neyin uzmanı bunlar? Her Şeyi Bilir Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi mi?

"Nankörlük etme!" diyor iç sesim.

"Bilmiyor musun? Herkes senin iyiliğini düşünüyor."

Öyle ya...

İyiliğimi düşünmeyi bir bırakın da kendi kendimin iyiliğini düşünmeye fırsatım olsun.

Elbette bir şeyler öğrenmek, kendini geliştirmek güzeldir. Çok yönlü olmak da... Ama her şeyi bildiğini sanmak ve bazen uzmanına uzman bilgisi satmaya çalışmak komik oluyor.

Örneğin hayatı boyunca müzikle tek ilgisi kulaklıkla şarkı dinlemek olan insan, 2 yılımı verdiğim (Ki ömrümün yüzde 8'ine tekabül eder) uğraşıma dil uzatınca veya Süper Dadı izlediği için kendini çocuk gelişimci zanneden biri bana işimi öğretmeye kalkışınca kulaklarımı alev basıyor.

Bazen diyorum ki, keşke düşüncelerimiz görünür olsa... Karikatürlerdeki gibi başımızın üstünde bir baloncuk çıksa ve orada, "Haddini bil!" yazsa...

Herkes kendi bildiği işi yapsa; başkalarının işine burnunu sokmak yerine...

Örneğin, eczacı doktor gibi davranmasa, aktarlar eczacılığa soyunmasa ve komşu teyzeler aktar gibi konuşmasa... Gerçekten kafam karışıyor.

Bir psikologun anılarını okuyup yine o kitaplardan uyarlanmış dizileri izlemek bizi psikolog yapmaz. Sen belki öyle olduğunu zannedersin ama karşındaki insanın kafasında çıkan baloncukta aynen şöyle yazar:

"Sen kimsin?"

Fazla biliyoruz. Yeterli bilgi dozu çoktan aşılıp toksik orana ulaşıldı. Bilgi zehirlenmesi yaşıyoruz. Herkes anladığı, anlamadığı her işe burnunu sokuyor. Kendisiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan etiketleri boynuna asıp "Uzmanlar diyor ki..." kervanına katılıyor.

Yapmayın! Uzmanlığı gerçekten o işin eğitimini almış kişilere bırakın. Hariçten gazel okumaya da biraz ara verin. İnsanı yaptığı işten soğutmayın. Karşıdakinin eğitimine, tecrübesine, bakış açısına saygı duyun. Kafamdaki baloncuğun içindeki her şeyi burada yazamıyorum. Ben ima edeyim, siz anlayın...

magazinmahallesi@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Mar

Toksik oran

28Şub

Kendinle baş başa…

26Eyl

Cevap hakkı

30Ağs

Okul deneyimi…

20Ağs

Okuyalım mı?