Geçtiğimiz hafta trafik kazası geçirmişti! Oyuncu Anne Heche, hayatını kaybetti!

Geçtiğimiz hafta trafik kazası geçiren ve yaşam destek ünitesine bağlı hayata tutunmaya çalışan ünlü oyuncu Anne Heche'nin önce beyin ölümünün gerçekleştiği ardından da hayatını kaybettiği bildirildi. Birbirinden başarılı onlarca yapımda rol alan Heche'nin çocukluğunu tacizle geçirdiği trajik hayatı ise yeniden dikkat çekti.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Magazin Mahallesi - Mehmet Şahincileroğlu

ABD’li aktör Anne Heche, geçirdiği trafik kazasında ağır yaralandıktan bir hafta sonra hayatını kaybetti.

TMZ’nin haberine göre ölümü, ailesi tarafından da doğrulandı:

“Parlak bir ışığı, nazik ve çok neşeli bir ruhu, sevgi dolu bir anneyi ve sadık bir arkadaşı kaybettik. Anne çok özlenecek ama güzel oğulları, ikonik çalışmaları ve tutkulu savunuculuğuyla yaşamaya devam ediyor.”

Heche’nin, California yasalarına göre ölümün tanımı olan beyin ölümünün gerçekleştiği bilgisi gelmişti. Gelişme üzerine Heche’nin yaşam desteğinden çıkarılacağı açıklanmıştı. Organ bağışının yapılabilme ihtimaline karşı kalp atışının sürdürüldüğü belirtilmişti.

Cuma akşamı, Heche’nin 20 yaşındaki en büyük oğlu Homer, kendisi ve 13 yaşındaki üvey kardeşi Atlas adına bir açıklama yaptı:

“Kardeşim Atlas ve ben annemizi kaybettik. Altı günlük neredeyse inanılmaz duygusal dalgalanmalardan sonra, derin, sessiz bir hüzünle baş başa kaldım. Umarım annem acıdan kurtulmuştur ve onun sonsuz özgürlüğü olarak hayal etmeyi sevdiğim şeyi keşfetmeye başlamıştır. Altı gün boyunca binlerce arkadaşı, ailesi ve hayranları sevgilerini ilettiler. Bu süre zarfında babam, Coley ve üvey annem Alexi’nin desteği ve sevgisi için de minnettarım. Huzur içinde yat, seni seviyorum.”

Heche’nin eski sevgilisi Ellen DeGeneres, Twitter’da şunları yazdı:

“Üzücü bir gün. Anne’nin çocuklarına, ailesine ve arkadaşlarına tüm sevgilerimi gönderiyorum.”

Aktör Patricia Arquette ise, “Huzur içinde yat Anne” diye tweet attı.

Hayatını kaybeden Anne Heche’nin trajik yaşamı

Sözcü'de yer alan habere göre, 5 Ağustos’ta Los Angeles’ta korkunç bir trafik kazası geçiren Anne Heche, kazadan sağ çıkarak önce sevenlerinin yüreklerine su serpse de sonradan yaşam destek ünitesine bağlandı. Ünlü oyuncunun cuma günü beyin ölümünün gerçekleştiği ve artık son saatlerini yaşadığı bildirilmişti.

Son olarak hayatını kaybettiği aktarılan Heche geride onlarca film, iki çocuk ve pek çok hayran bıraktı. Ancak Heche’nin Hollywood’daki edindiği yere gelebilmesi pek de kolay olmadı. Trajik bir kaza ile hayatını kaybeden oyuncu, bir o kadar da trajik yaşamıyla dikkat çekti.

1990’larda film endüstrisinde hatırı sayılır bir yer edinen Heche, 2001 yılında kaleme aldığı “Call Me Crazy” isimli anı kitabında travmatik hayatını samimi bir şekilde anlattı.

“Babam iki farklı hayat yaşıyordu”

25 Mayıs 1969’da Ohio, Aurora’da beş çocuğun en küçüğü olarak doğdu. Kız kardeşi Cynthia, bir kalp sorunu nedeniyle bebekken öldü. Annesi Nancy, Heche’nin ürkütücü derecede uyumlu olarak tanımladığı bir ev hanımıydı, babası ise tıp fakültesini terk etmişti.

Babası ailesine gaz ve petrol işiyle uğraştığını söyledi. Ve bunu öldüğü güne kadar söyledi. Ama asla gaz ve petrol işiyle uğraşmadı.

Heche yokluk günlerini verdiği bir röportajda şu sözlerle anlatıyor:

“Fakirdik ama zengin olduğumuzu söyledik. Parçalanıyorduk ama iyi Hıristiyanlar olduğumuzu söyledik. Çifte hayat yaşayan bir babamız vardı, ama kesinlikle iyiymişiz gibi davrandık. Sokaklarda yaşadık ama yaşamadık dedik. Yaptığımız her şey yalandı. İnkar, inkar, inkar…”

“Gündüzleri din adamı geceleri gay barlarda gezen biriydi”

Heche ailesi 1960’larda köktendinci bir Hıristiyan mezhebine katıldı ve modern dünyadan tamamen kopuk oldukları kırsal bir dini yerleşkeye taşındı. Nancy Heche 2006 yılında kaleme aldığı ‘The Truth Comes Out’ adlı anı kitabında, gazete okumayı, radyo dinlemeyi veya televizyon izlemeyi özlediğini açıkladı:

“Don her zaman, aileyi yoksulluktan kurtarması gereken ‘milyon dolarlık’ iş planlarını kurcalıyordu, ama kaçınılmaz olarak, Anne ve üç kardeşi, yabancıların ve komşuların nezaketiyle geçinmek zorunda kaldı.”

Heche, itiraflarında babası Donald’ın ikiyüzlü bir hayat sürdüğünü de anlatıyor:

“Gündüzleri, Tanrı’dan korkan bir Baptist koro lideriydi; geceleri ise eşini ve dört çocuğunu gay barları gezmek için arkada bırakırdı.”

“Bana tecavüz etti”

Heche’nin çocukluğu ile ilgili travmaları ise bununla sınırlı kalmıyor. Ünlü oyuncu, kitabında babasının tacizine uğradığını da itiraf ediyor:

“Bana tecavüz etti… Babam bir şizofrendi. Bir tarafta koro yöneten ve bir ailesi olan heteroseksüel bir adam, bir tarafta da çekip giden bir adam olarak iki hayat yaşadı. Yıllar sonrasına kadar ne yaptığını bilmiyorduk.”

Heche 13 yaşındayken, babasını 1983’te AIDS’ten kaybetti. Babası öldüğünde de ailecek hem evsiz kaldıklarını hem de çok yoksul olduklarını söylüyor.

Heche’nin babası tarafından maruz kaldığı cinsel istismar, 12 yaşına kadar sürdü. Heche, bir röportajında annesinin bu süreçte nasıl davrandığını ise şöyle anlatıyor:

“Annem iyi bir Hıristiyan kadındı. Kocasının karşısına çıkmadı. Soru sormadı. Çığlık atmadı. Bağırmadı.”

AIDS olmaktan korkmuş

1983’te babası Donald, Amerika Birleşik Devletleri’nde AIDS teşhisi konan ilk kişilerden biri oldu ve ailesi, Baptist papaz ve koro müdürünün gizli bir eşcinsel olduğunu bu şekilde öğrendi. Heche’ye göre babası eşcinsel olduğunu asla kabul etmedi ve 45 yaşında hastalıktan öldü.

Aktris 2001’de CNN’den Larry King’e verdiği demeçte, “Öldüğü güne kadar tamamen inkar içindeydi. Bunu eşcinsel ilişkilerinden aldığını biliyoruz. Sadece bir tane olduğunu düşünmüyorum. Çok karmaşık bir adamdı. Babamın bir cinsel bağımlı olduğunu düşünüyorum. Sanırım herkesi cinsel bir varlık olarak görüyordu. Ama bence o zamanlar çok gösterişli bir eşcinsel yaşam tarzı yaşıyordu.”

Heche, kitabında 20’li yaşlarında komedyen Steve Martin ve Fleetwood Mac gitaristi Lindsay Buckingham gibi çok daha yaşlı erkeklerle romantik ilişkiler yaşadığını da anlatıyor. Hatta Martin hakkındaki düşüncelerini şöyle yazıyor: “Neden babam onun gibi olamadı?”

Erkek kardeşi ile aynı kaderi paylaştı

Heche, babasını kaybettikten sadece üç ay sonra ise tüm hayatını etkileyen başka bir kayıp yaşıyor: 18 yaşındaki erkek kardeşi Nathan, arabasını bir ağaca çarparak hayatını kaybediyor. Heche ise bu olayın kasıtlı bir intihar olduğunu düşündüğünü hem kitabında hem de çeşitli röportajlarda sık sık dile getiriyor.

Aradan yıllar geçtikten sonra Heche de mavi Mini Cooper’ını geçen cuma günü Los Angeles’taki bir eve hızla sürüyor. Enkazdan çıkabilmesi için onlarca itfaiye görevlisi çalışıyor ve Heche sağ olarak kurtulmayı başarıyor, ancak kısa bir süre sonra komaya girip yaşamını kaybederek erkek kardeşiyle benzer bir sonu paylaşması dikkat çekiyor.

Heche, babasının kendisine AIDS bulaştırmış olabileceğine inanarak korku içinde yaşadı. Ayrıca baba Heche’nin ölümünden sonra Nancy Heche de eşcinselliğin kötülükleri üzerine ders veren bir Hıristiyan terapisti oldu.

Oyunculuk kurtuluşu oldu

Babasının ve erkek kardeşinin ölümünden sonra, Heche ve annesi Chicago’da yeni bir hayat kurmak için mücadele ettiler: “Günlerim okulda geçti, öğleden sonralarım Haagen-Dazs ve diğer yerlerde çalışarak ve akşamlarım sürekli ağlayan annemi teselli ederek geçti.”

Heche 12 yaşındayken aile New Jersey’e yerleşti ve oyunculuk kariyerine The Music Man’in bir yemekli tiyatro prodüksiyonunda ilk profesyonel rolüyle başladı:

“O sahnede cenneti buldum. Bana ailemde olmayan bir hayatı ve neşeyi yaşama fırsatı verilmişti.”

Heche’nin kariyerinde ilk gerçek çıkış şansı 1987’de, bir lise tiyatro gösterisinden sonra pembe dizi için keşif yapılmasıyla oldu. ‘Another World’ adlı dizide ikizleri oynaması teklif edildi:

“Gidemezdim. Annem çok dindardı ve belki de bunun bir günahkarlar dünyası olduğunu düşündü. Ama telefonu açtım ve ‘Bana bileti gönder’ dedim. Uçağa bindim.”

‘Another World’deki çalışmasıyla Heche, 1991’de Drama Dizisinde En İyi Genç Kadın Oyuncu dalında Emmy Ödülü aldı.

Hollywood’un başrol oyuncusu olarak filizlenen kariyeri, Cher ve Demi Moore’la birlikte oynadığı yapımla ve ardından, Johnny Depp’in karşısında rol aldığı yapımın gişe rekoru kırmasıyla devam etti. 1997’de Robert De Niro ve Dustin Hoffman ile birlikte ‘Volcano’, ‘I Know What You Did You Did You Did’ ve ‘Wag the Dog’ gibi birbirinden başarılı yapımlarda rol aldı.

Kariyerindeki yükseliş sırasında Heche, çalkantılı çocukluğu için terapi almaya başladı. İstismar hakkında annesiyle yüzleşti. Bu konuda verdiği bir röportajda şunları söyledi:

“Telefonu yüzüme kapattı. Kendimi iyileştirmek için onca çaba sarf etmek ve annemin bana olanlar için üzgün olduğunu hiçbir şekilde kabul etmemesi kalbimi kırdı.”

“Hayatımda gördüğüm en büyüleyici kadın”

Heche, 1997’de Vanity Fair Oscar partisinde Ellen DeGeneres ile tanıştı. Heche bu karşılaşma için anılarında şunları yazdı: “Hayatımda gördüğüm en büyüleyici kadını odanın karşısında dikilirken gördüm.”

Ancak Heche bu ilişkisi yüzünden annesi ve iki kız kardeşinin kendisiyle görüşmediklerini de söyledi.

2000 yılında DeGeneres ile ayrıldıktan sonra, Heche zihinsel bir çöküntü yaşadı. Ayrıca uzun zamanda komedyenle olan ilişkisinin basına yansımasından sonra Hollywood’da kara listeye alındığını iddia etti:

“Ellen DeGeneres ile üç buçuk yıldır bir ilişkim vardı ve bu ilişkiye eklenen damga o kadar kötüydü ki milyonlarca dolarlık film anlaşmamdan kovuldum ve 10 yıl boyunca bir stüdyo filminde çalışmadım.”

Ayrılık sonrası toparlanamadı

Heche bu ayrılıktan o kadar çok etkilendi ki yaptıklarıyla basının da ilgisini çekti. 19 Ağustos 2000’de, DeGeneres ile üç yıllık ilişkisini bitirdikten sonraki gün, sersemlemiş bir şekilde California’da bir yabancının evinin kapısını çaldı. Kendini Tanrı ilan etmiş ve cennetin kapısını açan çocukları uzay gemisiyle geri götürmeyi teklif etmişti.

Heche daha sonra Larry King’e verdiği röportajda şöyle dedi: “Birçok insanın delirdiğimi düşündüğünü biliyorum. Ben deli olduğuma inanmıyorum. Hayatımın çılgın bir dönemini geçirdiğime inanıyorum ve bu 31 yıl sürdü. Deliliğim olmadan hayatta olmazdım.”

Anılarını anlattığı kitaptan sonra ailesiyle bağları koptu

Heche’nin kaleme aldığı anı kitabından sonra ailesiyle de arası tamamen açıldı. Annesi olanları inkar etti, ablası Susan kitabı hakkında Heche’nin kendisine danışmamasına itiraz ettiğini, Abigail Heche ise aynı anıları paylaşmadıklarını söyledi.

2006’da Heche’nin ablası Susan Bergman beyin kanseriyle savaştıktan sonra 48 yaşında hayatını kaybetti. Bergman, New York Üniversitesi, Northwestern Üniversitesi ve Notre Dame Üniversitesi’nde ders veren tanınmış bir yazardı. 2019’da da Bergman’ın dul eşi Jud Bergman, 62 yaşında ikinci karısı Mary Miller-Bergman ile birlikte bindikleri taksiye sarhoş bir sürücünün çarpması sonucu öldü.

2001’de Heche, DeGeneres’ten ayrıldıktan sonra Coleman Coley Laffoon ile evlendi. Çiftin 2009’da boşanmasından önce 2002’de Homer adında bir oğulları oldu.

Heche bu ilişkisini James Tupper için sonlandırdıktan sonra çiftin 2009 yılında Atlas adında bir oğlu oldu, ancak ilişkileri 2018’de sona erdi.

“Sevgi aradım”

“Bütün deliliğimle yaptığım her şeyin, ailemin beni sevmesini sağlamak için olduğunu düşünüyorum” diyen Heche kitabında da sevgi arayışını şu satırlarla ifade ediyor:

“Babam film yıldızlarını severdi. Onun sevgisini kazanmak için ünlü olmam gerektiğine karar verdim. Annem İsa’yı severdi. Bu onun olayıydı. Bu yüzden İsa Mesih olmak istedim.”

Travmatik hayatını trajik bir şekilde kaybeden Heche’nin arabasındaki son görüntülerde içki şişesi dikkat çekse de yetkililer Heche’nin vücudunda alkol olmadığını, ancak kaza anında kokain seviyesinin yüksek olduğunu belirlediler. Korkunç kazadan saatler önce, Heche katıldığı bir podcast’te çok kötü bir gün geçirdikten sonra votka ve şarap içtiğini söylemişti.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN