Red...


Ne diyebilirim ki? Kaç kelime yaşlandı bu çırpınışta. Kaç nokta yerini virgüle bıraktı. Kaç damla yaş aktı bu gözlerden. Her harf değiştirip yerini oyun oynadılar aynı anda benimle. Hepsi toplanıp tek bir kelimeyi oluşturdular. Son…

Neyin sonuydu ki bu? Neyin bitişi, neyin başlangıcıydı? Sayfalarca haykırmak istiyorum. Sayfalarca sustuğum her şeyi siz sağır olana kadar haykırmak istiyorum. Her sabah yeni başlangıç diye adlandırdığımız aynı günün tekrarını yaşarken, bir bir göçüyoruz başka hayata. Bu mu başlangıç? Her şey kötü gidiyor, aksi gibi üst üste geliyor ama dolu tarafına bakalım, bu mu başlangıç? Bardağın neresi dolu taraf? Ya bardak haykırışlarımdan çatlamışsa? Ya bardak hiç dolmadıysa? Kimse bunu düşünmüyor değil mi?

Herkes kalıplaşmış hayatlarında yazılanı oynayan birer oyuncu. Sahte kimliklere bürünmüş hayatların yanından bu dünyanın kahrını çeken insanlar geçip gidiyor ve kimsenin gördüğü yok. Yüzlerine taktıkları maskelerin altında koca bir acı ve hüzün yatarken, bir kahkahayla son buluyor yaşanan acı. Ne ki bu kadar komik olan? Ben neden gülemiyorum? Her şeye kimsenin göremediği pencereden bakıyorum ama dışardan bakanlar düz bir duvar görüyor. Bu kadar anlaşılması zor olmamalı. Bu kadar dümdüz yaşanmamalı hayat.

Kalıplaşmış cümlelerin arkasına geçip dolu tarafı göstermesin kimse.

Ben bu oyunu reddediyorum ve reddedilişin bedelini ödüyorum. Boş olan o bardağı yavaş yavaş dolduruyorum.

magazinmahallesi@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
31Mar

Yırtılıp yitirilen notlar

14Mar

Sevgilime, sevgiyle...

10Mar
07Mar
21Şub

Güz, Ayaz'a karışıyor